igaranti

Süper komik The Good Place’i izlemeye başlamak için 7 neden


21 Aralık 2018

*Eser miktarda spoiler içerir.*

 

Ana karakter ölünce biten dizileri unut, bu dizi kahramanlarımız ölünce başlıyor!

Yeni nesil komedi dizileri arasında öne çıkan The Good Place üçüncü sezonuna devam ediyor. Ters köşe şampiyonu ve çok komik… En favori diziler bile sezonlar ilerledikçe “çok bozdu” diye eleştirilirken Parks and Recreation’ın yaratıcısı Mike Schur‘un yazdığı The Good Place övgüye doymuyor. Peki neden?

İşte hemen bugün The Good Place’i izlemeye başlaman için 7 neden:

1- Komedi ve fantastiğin en tatlı birleşimi.

Öldükten sonra gidilen yerlerin tasvirini yapan dizi aynı anda hem komik hem de fantastik olmayı başarıyor. The Good Place evreninde, yaşarken yaptığı iyiliklerin karşılığında yüksek bir puan elde edenler İyi Yer’e, puanı az olanlar ise Kötü Yer’e gidiyor. İyi Yer’in absürt ödüllerinin karşılığında Kötü Yer’in “bunu düşünen insan olamaz” dedirten fantastik ve gerçekten komik işkenceleri var.

2- Hikaye ana karakter öldüğünde başlıyor.

Hayatını pek de ‘iyi’ bir insan olarak geçirdiğini söyleyemeyeceğimiz Elenaor Shellstrop (Kristen Bell) talihsiz bir kaza sonucu hayatını kaybediyor. Gözlerini açtığında ise kendini kayıtların karışması sonucu cennetin bir temsili olan İyi Yer’de buluyor. Elenaor burada olmaması gerektiğini düşünse de kimseye, özellikle de İyi Yer’in sorumlusu Michael’a (Ted Danson) hiçbir şey çaktırmadan yeni dünyasına adapte olmaya çalışıyor.

3- Mekanlar masallardan fırlamış gibi.

Elenaor, kendisine ‘ruh eşi’ olarak tanıtılan etik profesörü Chidi (William Jackson Harper), yeni komşuları Tahani (Jameela Jamil) ve Jianyu (Manny Jacinto) ile rengarenk, tertemiz, birbirinden güzel parklarla, restoran ve kafelerle dolu (bir de her köşe başında bir donmuş yoğurt dükkanının olduğu!) bir mahallede yaşamaya başlıyor.

4- İyi Yer’in efsane özellikleri var.

İyi Yer’de küfretmeye çalıştığında ağzından çıkan sözcükler otomatik olarak değişiyor. Ayrıca aynı dili konuşmasa da herkes birbirini anlıyor çünkü bu evrenin kimseye hissettirmeden çalışan bir tercüme sistemi var. Herkes ruh halini yansıtan bir evde yaşıyor ve tüm karakterler her istediğini istediği an yapabiliyor. Bunu yapabilmeleri için emirlerine sunulmuş insan görünümünde bir yapay zeka robotu bile var. Janet (D’Arcy Carden) adındaki robotun absürt ve çok eğlenceli bir espri anlayışı olduğunu da söylemeliyiz.

5- Sadece 20 dakika.

Her bir bölüm yalnızca 20 dakika. Hikaye gayet hızlı ve eğlenceli ilerliyor.

6- Her bir bölüm felsefe dersi niteliğinde.

Hızlı da aksa, dakikada 10 espri de patlatılsa bu dizinin en güzel özelliklerinden biri de üniversite hocası Chidi aracılığıyla verilen felsefe ve etik dersleri. Dizinin öğrettiklerinden Ahlak Felsefesi 101 dersi alıyor gibi hissedebilirsin.

7- Kristen Bell kırıp geçiriyor.

Dizinin tüm oyuncuları harika performans sergiliyor ama Elenaor’un yerine Kristen Bell dışında birini koysak kesinlikle olmazdı sanki… Kristen Bell’i Veronica Mars dizisinden, Jason Segel‘la birlikte oynadığı Forgetting Sarah Marshall‘dan ve başrollerini Mila Kunis‘le paylaştığı Bad Moms‘tan hatırlasak da onu aslında en çok sesinden tanıyoruz. Frozen‘daki Elsa’yı konuşturan ve Gossip Girl‘de seyirciye “XOXO” diye seslenen anlatıcının sesi olan Bell’i uzun bir aradan sonra tekrar popüler bir yapımla ekranlarda görmek harika.

Fragman:

1 küçük not:

Dizinin dördüncü sezonu henüz resmi olarak onaylanmadı. Gelişmeler için beklemedeyiz.