igaranti

Şüphesiz pek çok şüphemiz var… Yani galiba: Septisizm 101:


28 Ekim 2018

102’si olmayan, not almadığın ve asla kalmadığın (çünkü okuyunca geçmiş sayıldığın) ders serimiz, 8. dosyası septisizm (kuşkuculuk) ile karşında.

 

Septisizim, diğer adıyla kuşkuculuk herhangi bir bilgiyi kuşkuyla karşılayan, onun temelini ve etkisini sorgulayan, aklın kesin bir bilgi elde edemeyeceğini, hakikate erişilse de daima şüphe içinde kalınacağını, mutlak bilgiye ulaşmanın ise zaten mümkün olmadığını savunan felsefi görüştür. Dogmatizmin (inanççılık) zıttı olan Septisizm, kesin olarak inanılan birçok bilgiyi ve inancı sarstığı, bilim ve din alanında pek çok anlayışın değişmesine neden olduğu için felsefe tarihi için çok önemlidir.

Pyrrho ve Russell

Abderalı Anaksarkhos‘un (Anaxarchus) M.Ö. 365-275 yılları arasında yaşayan öğrencisi Pyrrho (Pyrrhon), şüpheciliğin kurucusu olarak kabul edilir. Pyrrho, tek bildiğinin hiçbir şey bilmediği olduğunu söyleyen Sokrates’in şüpheci bakış açısını daha da ileriye taşımış, tüm yargılarımızdan arınmamız gerektiğini belirmiştir. Pyrrho’ya göre yargısızlık endişelerden arınmayı getirir; bu da bir insanın hayattan bekleyebileceği en iyi şeydir.

Bu felsefenin yakın geçmişteki temsilcilerinden en önemlisi ise Bertrand Russell‘dır. “Doğru olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmayan bir önermeye inanmak sakıncalıdır” ve “Dünyanın en büyük problemi, akılsız ve fanatik kişilerin kendilerinden son derece emin olması, buna karşılık zeki insanların sürekli şüpheler içinde olmasıdır” sözleri Russell’a aittir.

Septiklerin neyi savunduğunu daha iyi anlamak için septisizmin aşağıdaki 8 kabulünü inceleyebiliriz:

1- Beşer şaşar.

İnsan hiçbir zaman mutlak doğruyu söyleyemez. Onun söylediği hiçbir şeye inanamayız. Hatta söylediklerinde doğruluk payı bile arayamayız. Çünkü duyuları, algısı ve aklı onu yanıltabilir. İnsan nesneleri olduğu gibi değil, göründükleri gibi görür.

2- Hakikat yoktur.

Her şey mümkündür, hiçbir şey kesin değildir. Bilgi, kişiden kişiye değişir. Tüm insanların üzerinde anlaşabileceği sağlam ve genel geçer bir bilgi yoktur.

3- Her önerme için destekleyici ve karşıt görüşler vardır.

Tüm düşünceler leh ve aleyhlerinde savlarla beslenir ve her bir savın geçerliliği olabilir. Hakikati aramak boş bir çabadır. Tek bir tarafı seçmek yerine her şeyi bilemeyeceğimizi kabul etmeli ve yargıda bulunmaktan kaçınmalıyız.

4- Yargıdan kaçınan insan, üstün insandır.

Yargıda bulunmayı reddeden insan gördüğü, deneyimlediği her şeyi olduğu gibi benimser ve büyük bir ruh huzuruna kavuşur.

5- Zaman aklımızda.

Hayatta her şey yerli yerindedir ve asla değişmez. Zaman da yoktur. Her şey kafamızdadır. Hayır belki de hayat bir illüzyondur canım. Hatta şey, ben aslında yoğum!

6- Hiçbir şey kutsal değildir.

Hiçbir kavram ya da düşünce kutsal değildir. İnanç yoktur.

7- Arzular mutsuzluk kaynağıdır.

Bir şeyin diğerinden daha iyi olduğuna inandığımız için arzularımız vardır. Arzuladığımız şeyi elde edemediğimizde ise mutsuz oluruz. Halbuki bir şeyin diğerinden daha iyi olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyiz. Bu yüzden, mutlu olmak için arzularımızdan kurtulmalı ve neyin nasıl sonuçlanacağıyla ilgilenmeyi bırakmalıyız. Böylece mutluluğu da bir koşula bağlamamış oluruz. Hiçbir şey ruh halimizi değiştiremez, iç huzurumuzu bozamaz.

8- Mutluluğa erişmek mümkündür.

Mutluluğa erişmek mümkündür fakat pek çok felsefenin önerdiği gibi mutluluğa bilgiyle erişilmez. Hiçbir şeyden emin olmamak ve yargıdan kaçınmak, yani kayıtsızlık, sanıldığı gibi eylemsizliğe sebep olmak zorunda değildir. Nesnelerin kendisini bilemesek de görünüşlerini biliriz, böylece eylemlerimizi bu görünüşlerle yani fenomenlerle yönetebiliriz ve mutluluğu şartlara bağlamadan olduğu gibi hissedebiliriz.

Septisizmin bilime katkısı

Kuşkuculuk, olguları bilimsel biçimde sorgulamamıza da yardım eden bir yaklaşımdır. Bildiğimiz gibi bilimde dogmatizme yer yoktur. Kuşkuculuk da belli başlı ilkeler ışığında her türlü bilginin bilimsel şekilde sorgulanmasını sağlar. Peki bu ilkeler nelerdir?

  • Belli bir konuda farklı görüşe sahip herkes bilimsel tartışmaya katılmalıdır.
  • Otoritenin sunduğu savlar önem taşımamalıdır. Bilimde otoritelere değil, uzmanlara yer vardır.
  • Her konu için birden fazla hipotez incelenmelidir.
  • Kişi yalnızca kendisine ait diye bir hipoteze gereğinden fazla bağlanmamalıdır.
  • Açıklanan konu, bir ölçü ve sayısal değere sahip olabilecekse sav nicelenmelidir.
  • Savlar zinciri varsa, zincirin her halkası geçerli olmalıdır.
  • Veriyi eş derecede açıklayan iki hipotez varsa, basit olanı seçilmelidir.
  • Hipotez ilkesel olarak yanlışlanabilir olmalıdır.

1 yetmedi, 2. felsefe dersimi isterim diyorsan

O halde mutluluğun formülü çok açık: Stoacılık 101