igaranti

Surf de yaparız rock da: Salon İKSV’yi ışıl ışıl yapan La Luz


27 Ekim 2018

Seattle’lı surf rock grubu La Luz, 10 Ekim gecesi Salon İKSV’yi pembe-kayısı bir gün batımında, denizinde birbirinden havalı insanların sörf yaptığı, palmiyelerin muazzam gölgeler oluşturduğu bir kumsala çevirdi.

 

Salon İKSV‘nin Birlikte Güzel konser serisinin iki hafta önceki konuğu Amerika Seattle’lı surf rock grubu La Luz idi. Çaldıkları neşeli, bol güneşli rock tınılarıyla 10 Ekim Çarşamba gecesi sahne aldıkları Salon sahnesini bir mini plaja çeviren grup, hem şarkıları hem de samimi tavırlarıyla izleyicilerinin kalplerini yumuşacık yaptı.

Seattle’dan doğan güneş: La Luz’un kısa ve öz tarihi

Gitarist ve vokal Shana Cleveland ve davulcu Marian Li-Pino‘nun The Curious Mystery grubundan ayrıldıktan sonra 2012’de Alice Sandahl (klavye) ve Abbey Blackwell (bas gitar) ile birlikte kurduğu La Luz, ilk albümü It’s Alive‘ı 2013’te Seattle’ın meşhur plak şirketi Hardly Art ile yayınladı. Indie pop grubu of Montreal‘le birlikte çıktıkları albüm turnesinin dönüşünde karavanları ve ekipmanlarını ciddi derecede hasara uğratan bir trafik kazası geçiren ekip kaza sonrası basçı Blackwell’le yollarını ayırdı. 2014’te ekibe yeni basçı Lena Simon dahil oldu ve kızlar Kaliforniya’daki bir sörf tahtası dükkanında yeni albümleri üzerinde çalışmaya başladı. Bu çalışmanın meyvesi Weirdo Shrine, prodüktör ve ses mühendisi Ty Segall‘ın da desteğiyle 2015’ye yayınlandı.

İkinci albümün ardından çıktıkları uluslararası turnenin ardından bu yıl üçüncü albümleri Floating Features‘ı yayınlayan grup bu kez The Black Keys‘in gitaristi Dan Auerbach ile çalıştı.

Grubun ilk İstanbul konseri

Surf rock gitarları, garage rock klavyeleri ve 60’ları hatırlatan doo-wop tınıları sebebiyle ‘modern zamanların The Shirelles‘i’ olarak tanımlanan La Luz, İstanbul’daki seyircisiyle ilk kez buluştu. Üyelerin kendi içindeki ahenge, danslarına ve samimi tavırlarına bayıldık. Seyirciyle iletişimi bir an bile koparmamaları da takdire şayandı; her şarkı arasında seyirciyle kısa, eğlenceli sohbetler ettiler.

Ve bir an vardı ki uzunca süre aklımızdan çıkmayacağını düşünüyoruz: Grubun klavyecisi Alice Sandahl küpelerini çıkarıp saçını topladı ve başarılı bir hamleyle kendini seyircilerin üzerine bıraktı! Henüz atlamadan önce seyircilerle kendisini Salon İKSV’nin ikinci katına yükseltmeleri konusunda anlaşma yapan Alice, bir dakikadan kısa süre içinde ikinci kattaki balkon demirlerine tutunmuştu bile! Ustaca hareketlerle kendini yukarıya doğru çeken müzisyen alkışlar eşliğinde alt kata inip gruba son şarkısında eşlik etti. Eğer bir crowd surfing* yarışması olsaydı, Alice’in bu heyecan verici performansının ödül alacağına dair hiç şüphemiz yok.

İşte La Luz hakkında 7 eğlenceli bilgi:

1- ‘La luz’, ‘ışık’ demek.

Grubun adı, İspanyolca ‘ışık’ anlamına geliyor.

2- Seattle’da doğdular, Kaliforniya’lı oldular.

Grup Seattle’da kuruldu ancak artık tüm üyeler Kaliforniya’da yaşıyor. Yeni memleketleri için “Burası bizi anladı, evimizde hissediyoruz” diyorlar.

3- Ekipçe pinponcular.

La Luz üyeleri masa tenisi oynamayı çok seviyor.

4- Hayranlarına ‘Luzer’ diyorlar.

Hayranları için ‘luz’ sözcüğüne ekledikleri ‘er’ takısıyla ‘loser’ (ezik/kaybeden) gibi duyulan yeni bir sözcük türetmişler. Bizce çok komik.

5- ‘Walking Into the Sun’ rüyada yazılmış.

Grubun gitaristi ve ana vokalisti Shana Cleveland son albümün 10 numaralı şarkısı Walking Into the Sun’ın büyük kısmını rüyasında yazıp bestelemiş.

6- Grupta bir de çizer var.

Shana illüstrasyon da yapıyor. Yaptığı işleri şuradan görebilirsin.

7- Dijitalci sayılmazlar.

Grup dijital formattan ziyade plak ve kasetten müzik dinlemeyi tercih ediyor.

*Crowd surfing: Sahneden seyircilerin üzerine atlayan şarkıcının izleyicilerin başlarının üstünde birbirlerine iletilerek ilerletilmesi.