igaranti

CAN YELOK: “Şu an bu soruları Tayland’dan cevaplıyorum!”


30 Mayıs 2018

Uzaktan çalışma kavramının mucidi dijital göçebeleri duydun mu? Biz İlgi Çekici Meslekler serisi için biriyle röportaj bile yaptık!

 

Bakalım bu işler nasıl oluyormuş…

 

Hadi seni biraz tanıyalım, hikayen nedir?

Doğma büyüme İstanbulluyum. Çocukluktan beri çizmeyi sevdiğim için güzel sanatlar okumaya karar verdim. Yeditepe Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden birincilikle mezun olduktan sonra dijital ajanslarda tasarımcı olarak çalışmaya başladım. Çok geçmeden bir ajans oyuncusu olmadığıma karar vererek freelance çalışmaya başladım. Zamanla kullanıcı deneyimi ve arayüz tasarımı konularına yöneldim. Serbest çalışma hayatımın düzene girmeye başladığını hissedince dünyayı görmek için eşimle birlikte yola çıktım. Şu an bu soruları Tayland’dan cevaplıyorum.

“Tam olarak n’apıyorsun?” sorusundan sıkıldın mı? Sıkılmadıysan bir kere de bizim için anlatır mısın? 

Dijital ajanslara, kobilere ve start-up’lara kullanıcı deneyimi, arayüz ve görsel tasarım konularında hizmet veriyorum. Müşterilerimle ilişkilerimi online sürdürebildiğim için nerede çalışacağıma kendim karar verebiliyorum. Ben de bu fırsatı dünyayı gezmek için kullandım. Aslında bu şekilde yaşayanlara verilen bir isim de var var; digital nomad, yani dijital göçebe! Ben böyle kalıpları pek sevmiyorum ama gezerken hem çalışıp hem de dünyayı gezen benim gibi bir çok digital nomad’la tanıştım. Aynı kafada insanlarla tanışmak bu yaşam biçimini benimsememde çok yardımcı oldu.

Peki dijital göçebe olmak için neler yapmak gerekir, nasıl dijital göçebe olunur?

Tanıştığım insanların çoğu yazılım, tasarım ve dijital pazarlama gibi alanlarda çalışıyor. Ya bir firmaya ofis dışından ya da benim gibi firmalara bağlı olmadan, proje bazlı çalışmak gerekiyor. Bunu yaparken sürekli yollardaysanız, dijital bir göçebe oldunuz demektir. Bence en önemli şey bahaneleri bir kenara bırakıp hayatta ne yapmak istediğinize karar vermek. Oteller için tanıtım videoları çekmekten, yerel firmaların sosyal medya işlerine bakmaya kadar, bu işi bir şekilde olduran birçok insanla tanıştım.

Dijital göçebe olmak isteyenleri neler bekliyor? Bu işi senin gözünden artıları ve eksileriyle anlatabilir misin?

Dijital göçebe olmak isteyenleri hayal dahi edemeyecekleri zorluklar bekliyor! Mesela gezerken bir gün Tayland’da, ertesi gün Kamboçya’da para çekince, banka şüpheli işlem diye hesaplarınızı bloke edebiliyor. Günün sonunda turist olarak gezdiğimiz için vize sıkıntıları yaşanıyor. Daha önce havaalanından döndüğümüz oldu. Çok tropik yerlerde internet, hatta elektrik bile kesilebiliyor. Ama bence dünyayı görmek ve bir ofisin içinde günlerini geçirmemek her şeye değiyor.

Şimdi yaptığın şeyi yapmasaydın, ne yapıyor olurdun?

İşimi çok seviyorum ama tek ilgi alanım tasarım değil. Uzun yıllardır davul çalıyorum. Müzikle görsel sanatlar arasında gidip geldiğim çok oldu. Herhalde iyi bir grafik tasarımcı olmasaydım yoluma davulla devam ederdim.

Bir günün nasıl geçiyor?

Freelance çalışmanın birinci kuralı disiplindir. O da bende yok. Sabahları çalışmakla çalışmamak arasında bir mücadele veriyorum. Amacım gün bitmeden çalışmaya başlamak. Eğer deniz ya da havuz kenarındaysak işler zorlaşıyor tabii. Ayrıca müşterilerimle olan saat farkı da çalışma zamanlarımı belirlerken etken olabiliyor. Örneğin Amerika’da öğleden sonraya ayarlanmış bir toplantıya katılabilmem için Endonezya’da gecenin bir vakti ayakta olmam gerekiyor.

Tasarım sürecinde neler seni heyecanlandırıyor?

Aslında geleneksel grafik tasarım eğitimi almış biri olarak, yaptığım işler genelde grafik tasarımın sanatsal kısmıyla örtüşmediği için pek heyecan duyamıyorum. Daha çok poster, oyun illüstrasyonu gibi beni sanatsal anlamda tatmin edecek, yaratıcı işler arıyorum. Yine de iş hayatımda beni çok heyecanlandıran bir şey var: Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıran tasarımlar yapmak ve hayatlarına dokunduğumu bilmek beni çok memnun ediyor. Kullanıcı deneyimi tasarımına yönlenmemin esas sebebi de bu.

Üretmek için neye ihtiyacın var?

Bilgisayarım ve iyi müzik.

Aklına yeni bir fikir geldiğinde büründüğün ruh halini anlatır mısın?

Kendimi Altar’ın oğlu Tarkan gibi hissederim! Aklıma gelen fikri uygulayabileceğimi anladığım zaman ise “Atıl Kurt!” derim.

Kim ya da kimler sana ilham veriyor? Neden?

Bana en büyük ilhamı dinlediğim müzik grupları ve şarkı sözleri veriyor ama özellikle birini söylemek istesem Ateş İlyas Başsoy derdim. Kendisi bir reklamcı. Daha üniversite birinci sınıfta reklamın ‘r’sinden anlamazken beni ajansına alıp bir şeyler öğrenmemi sağladı. Daha sonra dijital ajanslara geçsem de, ondan öğrendiklerim bugüne kadar bana hep örnek oldu ve olmaya devam ediyor.
Buradan kendisine selam göndereyim.

Şimdiye dek çalışırken başına gelmiş en komik şey nedir?

Yalan yok, yalnız başına çalışırken ajanstaki gibi malzeme çıkmıyor. Ajans yıllarında ise öyle şaklabanlıklar yaptım ki, kimsenin ahını almadan anlatmam mümkün değil!

Kariyer planlamasına inanıyor musun? Sen kendininkini planladın mı?

Evet inanıyorum. İçeriği ne olursa olsun, grafik tasarımı sadece bir araç olarak görüyorum. İleride yaptığım iş çok farklı olabilir. Planım istediğim ülkede istediğim şartlarda yaşamak. Bence bunun için değişikliklere açık ve esnek olmak lazım.

“Herkes okumalı” dediğin kitap hangisi, neden?

Ejderha Mızrağı serisi. Karakterlerin karşılarına çıkan engelleri aşarken aldıkları kararlar, içinde bulundukları dünya… Hepsi beni çok etkilemişti. Yüzüklerin Efendisi’yle kıyaslayamam, Tolkien’in dünyasının yeri bende çok başkadır ama artık nasıl bir ruh haliyle okuduysam -yazar burada lise yıllarından bahsediyor- bugün hala bu seriyi çok severim.

“İzledim, hayatım değişti” dediğin film hangisi?

Hızlı ve Öfkeli, ilk film. Filmi izlemeden önce araba benim için oyuncaktı. İzledikten sonra hayatımda bambaşka bir yere koydum. Eğitimler, pist günleri, yarışlar, futbol maçı yerine araba yarışı izlemek gibi?

Masanın üzerinde eler var?

Genelde çay oluyor. Prizi olan ve çalışabileceğime inandığım masaya oturup bilgisayarımı açarım ve çay alırım. Pastaya da hayır demem?

5 sene önceki Can’a ne demek istersin?

Valla hiç konuşup kafasını karıştırmayayım.