igaranti

IKEA soruyor: Ortak yaşam mümkün mü?


28 Aralık 2017

Dünya nüfusu hızla artarken, mevcut ekonomik sistem yerini paylaşım ekonomisine bırakıyor. İş, kitle fonlama, araç paylaşımı seviyesindeyken gayet iyiydi; zira sahip olduklarımızı paylaşmak harika! Peki evini başkalarıyla paylaşmaya hazır mısın?

 

Bugün bu gezegenimizi yedi buçuk milyar insanla paylaşıyoruz. Eğer Elon Musk bizi alıp Mars’a götürmezse, önümüzdeki 10 yılda bir milyar daha çoğalacak ve 2030’da sekiz buçuk milyar olacağız. Bu hızlı artış, doğanın ve sunduğu kaynakların akıbetine, suyumuza, gıdamıza ve hatta barınma ihtiyacımıza dair kaygıları da beraberinde getiriyor.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin temelini oluşturan bu fizyolojik gereksinimler, özellikle de barınma konusu, şu an değilse bile önümüzdeki yıllarda kafamızı her zamankinden daha çok kurcalayabilir. Bu gerçek, markaları da bu konuya eğilmeye itiyor. IKEA, “gelecek yaşam laboratuvarı” olarak tanımladığı Space10 isimli girişimiyle, gelecekte nasıl barınacağımızla ilgili fikirler üretmeye başladı bile.

Tek paylaşımlı ev 2030

Sahibi olduğumuz bir ürün veya hizmetin atıl kapasitesini başkalarıyla paylaşma prensibine dayanan paylaşım ekonomisi, son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram. Hızla azalan kaynakların, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamama ihtimali, bizi mülkiyet kavramını sorgulamaya itiyor. “Evimizin her şeyi” IKEA da bu gerçekten yola çıkarak, uzmanı olduğu konuda yeni fikirler geliştiriyor ve epey ilginç sorular soruyor: Yakın gelecekte evimizi başkalarıyla paylaşabilir miyiz? Ortak yaşamın avantajları neler? Bu avantajlar bizi mahremiyetimizden vazgeçirebilir mi? “Ev” bizim için neyi ifade ediyor? Ortak yaşamla ev kavramını yeniden mi tanımlamak gerekir?

New York’taki Space10’un “One Shared House 2030″ (Tek Paylaşımlı Ev 2030) adlı projesi, bu sorulara aradığı cevaplarla daha sürdürülebilir yaşam biçimlerini keşfetmeyi hedefliyor. Space10, hali hazırda ortak yaşam formunu benimseyen insanların hayatlarını inceliyor, ortak yaşamın hangi özelliklerinin onlar için uygun olduğunu araştırıyor ve farklı ortak yaşam türleri üzerine çalışarak hangilerinin toplum yapısını nasıl etkileyeceğine dair fikir yürütüyor.

Tek neden nüfusun artması değil

Bugün, şehir yaşamının gerçekleri bizi her zamankinden daha fazla yıpratıyor. Satın almak bir kenara dursun, ev kiralamak dahi pek çoğumuz için zorlayıcı olabiliyor. Bireyselleşmenin daha fazla ön plana çıktığı bir dönemde yaşıyor olduğumuzu da hesaba katarsak, yalnızlığın da yeni nesil bir problem olduğunu düşünebiliriz. Ortak yaşam, neden bu iki problem için de bir çözüm niteliğinde olmasın?

Üründen çok deneyimi önemseyen bir nesil olarak, kurduğumuz ilişkilere ve iletişime çok değer veriyoruz. Grup aktivitelerinden hoşlanıyor, yine son yılların ürünü olan ortak çalışma alanlarında bir yıldız gibi parlıyoruz. Neden bu ortaklığı yaşam alanımıza da taşımayalım?

Bu ve benzeri soruları, pek de uzak olmayan bir gelecekte hep birlikte cevaplayacağız gibi görünüyor…

1 info, 1 infografik:

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin bu sene yayınladığı Dünya Nüfus Tahminleri Raporu’na göre, dünya nüfusu son 12 yılda 1 milyar artarak 7,6 milyara ulaştı. Dünya nüfusuyla ilgili daha detaylı bilgi istiyorsan, Anadolu Ajansı’nın yayınladığı şu infografiğe göz gezdirebilirsin.