igaranti

Mükemmeliyetçilik bir illüzyon mu?


10 Ekim 2017

İzlediğimiz reklamlar, okuduğumuz dergiler dahil, her gün her yerden ve herkesten “daha hızlı, daha iyi, daha güçlü…” olmamız gerektiği mesajını alıyoruz. Neden? Biz yeterince iyi değil miyiz? Fevkaladenin fevki tam olarak neresi oluyor? Mükemmellik sertifikasını kimden alacağız? Hepsi ve daha fazlası bu yazıda, sevgili oneblog okuru!

Eğer bu hayatı sahip olduğumuz içsel motivasyonlar sayesinde devam ettiriyorsak, en büyük motivasyonlarımızdan birisi de; her ne yapıyorsak onu elimizden gelenin en iyisiyle yapmaya çabalamak olsa gerek. Peki bu çabanın kontrolden çıkıp gerçekçi olmayan boyutlara ulaşmış haline ne denir? Evet, mükemmeliyetçilik!

Hata yapma korkusu

Yapabileceğinin en iyisi için çalışmak tamamen normal ve sağlıklıyken, bu çabanın hata yapma korkusuna dönüşmesi bizce biraz endişe verici. Çünkü, her şeyi kusursuzca yapmayı takıntı haline getirmiş biri için, esnekliğe izin yoktur; yaptığı şeydeki en ufak bir hata bile onu çileden çıkarır. Bu yaklaşımın sebebi, kendisini içten içe yetersiz bulması olabileceği gibi, çoğunlukla sonucu da aynı şeydir. Bu kısır döngü, “nasıl olsa mükemmel olmayacak” düşüncesiyle el ele verdiğinde, insanı hareketsizliğe kadar götürür – aman evlerden ırak!

Ye İç Sev’in yazarı Elizabeth Gilbert’a göre, mükemmeliyetçilik, “korkunun, şık ayakkabılar ve vizon manto giymiş, ödü koparken zarif görünmeye çalışan hali.”

Çünkü, bu cilalı görüntünün ardında, “Yeterli değilim, asla yeterli olmayacağım” diye bağıran, derin bir varoluşsal endişe var.

Mükemmellik sertifikası başvuru merkezleri

Mükemmeliyetçilik, birçoklarına göre erdem niteliğinde. Bu yüzden çevremizdeki insanların kendilerini anlatırken bu özelliklerinden gururla söz ettiklerine çok kez şahit olmuşuzdur. Fakat üzerine biraz düşündüğümüzde mükemmeliyetçiliğin ne kadar muğlak olduğunu anlayabiliriz.

Her şeyden önce, bir şeyin mükemmel olup olmadığına kim karar veriyor? Bizim için gayet iyi olan bir şey, bir başkasına göre öyle değilse, en doğru hüküm için hangi merciye başvurmak gerek? Eğer bu sorulara, doğruluğundan emin olduğumuz tek bir cevap veremiyorsak, mükemmellik erişilmesi imkansız bir mite dönüşmüyor mu? Ne zaman ve nasıl erişeceğimizden emin olmadığımız bir mertebe, iyinin, yeterlinin ve gerçekçinin de düşmanı değil midir? Bu durumda, mümkün olanın da karşısında değil midir?

E o zaman mükemmelliğin bir sertifikası olamaz, çünkü kimsenin sözüyle “mükemmel” ya da “noksan” olmayız. Yani evet, şaka yaptık; ara başlıkta bahsettiğimiz türden merkezler bilmiyoruz!

Mükemmellik kaygısı neyin inkarı?

Mükemmellik endişesi, bu hayatta kontrol edemediğimiz pek çok şeyin olduğu gerçeğini de inkar ediyor. Bu durum, kendimizden şüphe etmememize, daha stresli yaşamamıza ve dolayısıyla hayattan aldığımız keyfin azalmasına da yol açıyor.

Daha da fazlası, nerede olduğu hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı bu ulvi mertebeye varamadığımızda, kendimizi başarısız addediyoruz. Şimdi, mükemmelliği bir hamster tekerleğine benzetmeyelim de ne edelim oneblog okuru!

1 bilsek:

Halbuki ah bir bilsek, bizim için “iyi” olanın “yeterli” olduğunu, kusurların da sevilebildiğini, başarının başkalarının değer yargılarıyla tanımlanamayacağını ve Leonard Cohen‘in de dediği gibi, “her şeyde bir çatlak olduğunu, ışığın ancak bu şekilde içeri girebileceğini…”