igaranti

Kendi kendine konuşurken beyin gücünü yok edenlere özel yazı


29 Eylül 2017

Bu yazı, belki de dünyayı değiştirmeye muktedir o güzel beyin gücünü, olumsuz sözler söyleyip üzen, yıpratan iç sesinle ilgili… İç sesin hayata bakışını nasıl etkiliyor? İç sesinin en favori olumsuz sözleri hangileri? Onları söylemeyi nasıl bırakabilirsin?

 

Sen de haklısın, sana hep “iç sesini dinle!” dediler… Ama bu sesin ettiği sözleri filtrelemeyi öğretmediler!

Dost meclislerinde yıkılıp baştan kurulan, kurtarılmaya doyulmayan dünyalar gibi, kimi zaman kendi kendimize yaptığımız diyaloglarla da, ne işlere başlayıp kaçını daha tek adım dahi atmadan bitiriyoruz… Kafamızın içinde öyle bir ses var ki, hayatımızı bizim için hikayeleştiriyor ve eğer onu doğru yönlendiremezsek, bize bizimle hiç ilgisi olmayan roller biçiyor.

Zaman içerisinde, farklı durumlarda senin de başına gelmiştir; derinlerden bir yerden gelen “yetersizim!”, “yapamam!” gibi şevk kırıcı sözler yüzünden, kendini pek çok şeyden geri tutmuş, durup dururken kendini başarısız addetmişsindir. Hatta kimi zaman, bu diyalogların farkına dahi varmadan bu öz yıkımın kurbanı olmuşsundur.

İç diyalogların beyninin çalışma şeklini etkiliyor

Kendi kendine gerçekleştirdiğin diyalogların etkisi, tahmin edebileceğimizden fazla. Beynimizin çalışma şeklini etkiledikleri için, dünyaya bakış açımızı da biçimlendiren bu sessiz diyaloglar, tüm yaşamımızı değiştirebilecek güçte.

Duyduğumuz sesleri, temporal ve paryetal loblarımızda işliyoruz. Beynimiz yapılan konuşmalardaki sesleri tespit etmekle kalmayıp, aynı zamanda farklı seslerin bir araya geldiğinde ne anlama geldiğini de belirliyor. İç sesimiz bizimle konuşmaya başladığında beynimiz, dışarıdan duyduğu sesleri işlerken kullandığı alanların çoğunu, iç ses için de aktif hale getiriyor. Kısacası, ister sesli ister sessiz konuşalım, duyduklarımıza verdiğimiz psikolojik reaksiyonlarımız da aynı.

Öyle ki, olumsuz sözcükler, stres hormonu kortizol’ün üretimini tetikliyor. Kortizol ise, vücudumuza zarar verip zor durumlarla başa çıkabilme gücümüzü azaltıyor!

Bir şeyi 40 kere söylediğimizde n’oluyordu?

Bir de, tekrarın gücü var! Hani “Bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur” derler ya, işte o söz, bilimsel olarak da doğru. Bir sözü içimizden ya da dışımızdan her tekrar edişimizde, onu “gerçek” olarak algılamaya başlıyoruz.

Bu durumu, “beklenti etkisi” veya “kendini gerçekleştiren kehanet” olarak açıklayanlar da var.

Sevgili iç sesim, beni sabote edemezsin!

Peki bizi böylesine sabote eden iç sesin en beylik sözleri hangileri? Bu sözleri söylemekten nasıl kurtuluruz?

1- Tamam. / İyi.

Eğer bir şeye onay vermekteysen, hay hay, pek tabii en güzelinden ağız dolusu bir “TAMAM” demelisin zaten. Ama eğer, içten içe reddetmeyi istediğin bir durumla karşı karşıyaysan, neden iç sesinin durumu kabullenmesine izin veresin ki? Hiç hoşuna gitmeyen bir şey için, sırf karşındakini memnun etmek için tamam dediğinde, beynine “başka çözüm aramayı bırakabilirsin” komutunu vermiş olursun. Fikrini ve isteğini kendine saklamak bir nevi kendinden vazgeçiştir. Hadi, bir dahakine sen de dene; tamam değilse, “HAYIR” de!

 2- Çok kolay.

Bu sözün ikizi de, “hallederiz”, ülkece pek severiz. Bir şeye en başından “zor ya!” demek ne kadar yanlışsa, onu “çok kolay” diyerek değersizleştirmek de eş derecede sorunlu. Tıpkı “tamam”da olduğu gibi, “çok kolay” da alternatif çözümlere giden yoları tıkayan bir söz. İyisi mi, herhangi bir durum karşısında, o durumun gerektirdiği aksiyonla ilgili olarak zor ya da kolay yargısına varmak yerine, kendine daha detaylı bir açıklama yapmanın yollarını ara.

3- Zaten böyleydi. / Böyle gelmiş böyle gider.

Gelenek bazen iyidir, bazense kötü. Eğer verimsiz sonuç verme ihtimali olan bir davranışta bulunacaksan, kendi kendine “eski yoldan gidelim” diye dayatmanın alemi yok. Yeni perspektiflerden korkma! Eskide takılı kalırsan, yeni şeyleri nasıl öğreneceksin ki?

4- Bilmiyorum.

Kendi kendimizi sabote ederken kullandığımız en meşhur söz, muhtemelen bu. Çünkü; emin ol, şöyle bir eşitlik söz konusu: “bilmiyorum” = “yenilgiyi kabul ediyorum.” Bu söz, çözüm aratmak şöyle dursun, bir daha denemekten bile imtina ettirir! Söz konusu kendimizi gerçekleştirme yolunda attığımız adımlarsa, diyaloğu bitiren değil, devam ettiren sözcüklere odaklanmamız hepimizin hayrına…

5- İmkansız.

Tıpkı, “çok kolay” gibi, bu sözcük de önyargılı olma halinin bir eseri. Tüm imkanları görünmez hale getiren bu sözcük yüzünden, konu her ne ise muhtemelen hiçbir zaman mümkün olmaz zaten. Her ne düşünüyor ve her ne istiyorsan seninle işbirliği yapmaya programlı olan beynin “imkansız” sözcüğünü duyduğunda, bu sözcüğün doğru olması için çalışır. Hatta bu uğurda, inandığın şey için sana onlarca kanıt toplar. Sonuçta, olacağına inanmadığın şey, gerçekten de olmaz. Halbuki, hayal edebildiğin pek çok şey, mümkündür. “Ay, kesin olacak!” diye ellerini çırparak dolaş demiyoruz ama daha fazla “belki” diyebilirsin belki!