igaranti

Kos adası’nda ekonomik bir tatil


1 Eylül 2017

Bugün sana, Bodrum’un tam karşısından elini uzatsan tutacakmışsın gibi hissettiren, memlekete yarım saatlik vapur yolculuğu uzaklığında, mavi-beyaz bir adayı; Kos‘u anlatmak istiyoruz. Kalbi Ege’de kalanların, bu acıklı durum için pek çok sebebi var. Bize öyle geliyor ki, güzeller güzeli komşu ada Kos da bu sebeplerden biri olabilir.

 

Kos’a nasıl gidilir?

Türkçe adıyla İstanköy, Rumca adıya Kos, Bodrum’un 15 kilometre açığında, Kalymnos ve Nisyros‘un arasında bulunuyor. Bu yüzden Kos’a, hem sabah hem de akşamları Bodrum’dan yapılan arabalı vapur seferleriyle rahatlıkla ulaşabilirsin. Arabalı da arabasız da geçsen, seyahatinden hatırı sayılır bir müddet önce feribot rezervasyonu yapmayı unutma. Kos’un bir havaalanı da var ancak adaya Türkiye’den direkt uçuş yok. Eğer istersen, İstanbul ve İzmir’den Atina aktarmalı uçuşları da tercih edebilirsin.

Kos’a gitmek için Schengen vizesi yeterli. Yazın duyurulan tarihler arasında, kapı vizesi de geçerli olabiliyor; seyahatinden önce kontrol etmeyi aman unutma. Bu vizeye de seyahatinden önce online olarak başvurman gerekiyor.

Adada ulaşım

Kos’ta, adanın hemen hemen her yerine giden belediye otobüslerini ve taksileri kullanabilirsin. Eğer Kos’un tüm güzelliklerine gönlünce vakit ayırmak niyetindeysen, adaya araçla geçmeni ya da adadan bir motorsiklet ya da otomobil kiralamanı öneririz.

Bisiklet ve ATV’ler de bir seçenek tabii.

Bir de, adanın merkezdeki tüm önemli noktalarını görmeni sağlayan, iki ayrı rotaya 20 dakikalık turlar düzenleyen, treninkine benzer vagonlara sahip havadar bir turistik otobüsü var.

O plaj benim, şu plaj senin, bu plaj hepimizin

Tüm Yunan adalarınınki gibi, Kos’un plajları da şahane. Çektikten sonra filtre kullanmadan paylaşacağın nice fotoğrafın öznesi olacağından emin olduğumuz plajlar, Ege’nin tüm güzelliklerini içinde barındırıyor.

Kos’ta, şehir merkezi dahil her yerden denize girilebiliyor. Adanın en gözde bölgeleri olan Tigaki, Marmari, Mastichari, Limnionas, Kefalos ve Kardamena’da hem özel hem de umumi birçok harika plaj bulunuyor. Bizim favorilerimiz; Kardamena’daki Malibu Beach ve Kefalos’taki Paradise Beach ile Agios Stefanos Beach. Agios Stefanos Beach, aynı ismi taşıyan minicik bir adaya bakıyor. Bu adacıkta, yine aynı isimde bir kilise var. Adaya kadar yüzüp kiliseye tırmanmanın, sonra da penceresinin hemen yanındaki çanı çalmanın iyi şans getirdiğine inanılıyor. Kondisyonuna güvenenler önden buyursun!

Plajların çoğunda, eğer plajın sahibi olan tesisten yiyecek-içecek siparişi verirsen şezlong ve şemsiyeye para ödemiyorsun. Sipariş vermediğinde cüzi bir miktar talep edenler olduğu gibi, “Aaa, hiç önemli değil, bugün bizim misafirimiz ol” diyen ultra misafirperver işletme sahipleriyle de karşılaşabiliyorsun.

Adanın, Agios Fokas bölgesinde bir termal plajı olduğunu da not edelim.

Hipokrat’ın yeminini yazdığı yer

Kos, doktorların atası Hipokrat‘ın adası. Merkezdeki Çınar Meydanı’nda (Platía Platanou), Hipokrat’ın Ağacı olarak bilinen epey yaşlı, görkemli bir çınar bulunuyor. Rivayete göre, Hipokrat öğrencilere bu ağacın altında ders verirmiş.

Adanın tıpla olan ilişkisi Hipokrat’tan da fazlasına işaret ediyor. Adada, Yunan mitolojisinde tıp ve sağlık tanrısı olarak bilinen Asclepius‘a adanmış  Asklepieion adında bir antik tıp merkezi de bulunuyor. İçindeki kaplıca, hamam, kütüphane ve eğitim alanlarıyla bir kompleks haline dönüşüp M.Ö. 400?lerden itibaren popülerleşerek Antik Yunan?ın dört bir yanından şifa arayanlarla dolup taşan Asklepieion, önceleri bilimden uzak, mistik yöntemlerle tedavi sunarken, Hipokrat’ın başarılarından sonra, merkezde daha modern metotlar kullanılmaya başlanmış.

Kos’ta nerede konaklanır, ne yenir, ne içilir

Kos, konaklama ve yeme-içme dahil pek çok nimetinden uygun fiyatlara yararlanabileceğin bir ada. Özellikle merkezdeki birçok pansiyon ve otel benzer olanakları sunuyor.

Daha meşhur Yunan adalarına kıyasla, Kos’ta neredeyse yarı fiyatına yemek yiyebilirsiniz. Su, alkol ve kahve ise Türkiye’dekinden daha ucuz. Porsiyonlar da çoğunlukla doyurucu.

Yunanistan’ın pek çok bölgesinde servis alışkanlığı haline gelen, “hoş geldin” niteliğindeki soğuk su ikramı, Kos’taki bazı mekanlarda da yapılıyor. Yola çıkacağımızı öğrendiğinde, “lazım olur” diye sofradan kalkarken elimize su şişesi tutuşturanları bile gördük! Hatta, adanın tatlı rüzgarı bizi biraz üşütünce, “şalımız yok ama kabul ederseniz size kendi kazağımı vereceğim” diyen garsonlarla bile tanıştık!

Balığıyla meşhur bir memleket olduğundan, Kos’ta karnını birbirinden lezzetli mezelerle doyurabilirsin. Bazılarını, adına aldanıp (cacık, musakka, fava vb.) “Nasılsa bizde de var” diyerek yemezlik etme; yapılışlarındaki nüanslar seni şaşırtıp damağında küçük tatlı partilere sebep olabilir!

Adadan denemeden dönmemen gereken iki şey var: 1. Şaraplı peynir. Keçi peynirinin şarapta bekletilmesiyle yapılan dışı pembe içi beyaz bu peynire bayılacaksın. 2. Domates reçeli. Domatesin reçeli mi olur deme, her şeyin reçeli olur!

Malum, komşumuz mezeleri kadar hamur işlerinde de başarılı. Adadaki Special isimli harika pastaneyi mutlaka ziyaret et. Bir de, merkezdeki ana meydanda bulunan Women’s Cooperative / Aegli Cafe‘ye gidip kendine bizden bir Frappe sipariş et. Bu kafe, gelirinin bir kısmını adadaki yardıma muhtaç kadınlara bağışlıyor.

1 önerimiz var:

Mastika, yani sakız, Kos’un kendine has tatlarından biri. Gerek kokteyllerde, gerek tatlılarda bu tadı alacaksın. Özellikle mastikalı dondurma yemeyi sakın unutma!