igaranti

Mutluluğun formülü çok açık: Stoacılık 101


10 Ağustos 2017

 

oneblog’un yeni 101 serisine bir tuğla daha ekliyoruz; gururluyuz. Hedonizm 101‘den sonra ikinci yazımız, Stoacılık hakkında.

Kıbrıslı Zenon‘un kurduğu Stoacılık, en basit haliyle; insanın temel amacının mutluluk olduğunu savunan bir Helenistik felsefe akımı. Erdemlerini bilgelik, adalet, yiğitlik, ölçülülük ve dürüstlük olarak sıralayan Stoacılar, maddeselliğe inanır. Bu yüzden, tüm dünyayı mantık çerçevesinde açıklarlar; aklın egemenliğini ve doğaya uygun yaşamak gerektiğini savunurlar.

Zenon’un başına gelenler

 Zenon, zengin bir tüccarken, Atina’da bir deniz kazasında mallarının olduğu geminin batması sonucu sahip olduğu her şeyini kaybediyor. (Evet bizim de aklımıza gelen ilk soru, “Sigortası yok muymuş?” oldu. Dalga geçtiğimizi sanma, sigortanın tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor, hatta M.Ö. 1700’lü yılların Hamurabi Kanunları‘nda bile malların sigortalanmasına dair maddeler var. Fakat belki de bizim Zenon’un malları kapsam dışıydı?) Fakat talihine küsmeyip kendini kitaplara veriyor ve Socrates’in düşüncelerinden çok etkileniyor. Gel zaman git zaman, Atina’da öğrencilerine ders verdiği Stoa Poikile‘de kendi felsefe okulunu, yani Stoacılığı kuruyor.

 Mantık her şeydir

 Stoacılık’a göre, dünyanın Logos adında, oldukça rasyonel bir yapısı var ve etrafımızdaki her şey, belli bir neden-sonuç ilişkisi içerisinde gerçekleşiyor. Eski Yunan felsefesinin tarihini yazan 3. yüzyıl tarihçisi Diogenes Laertios‘a göre, Stoacılar, mantığın diğer tüm erdemleri içine alan bir erdem olduğunu düşündüklerinden mantık eğitimini zorunlu kılmıştır. Çünkü, mantık bilmeyen insanın yanlış çıkarımlarda bulunacağını, bunun sonucu olarak da doğruyu yanlıştan ayırt edemeyeceğini düşünürler.

Gelelim mutluluğun formülüne…

 Stoa Okulu, mutluluğu da Logos’la ilişkilendirir. Buna göre, mutluluk dışsal faktörlere bağlı değildir, tamamen kişinin içinden gelir ve olaylara karşı verdiği reaksiyonda gizlidir. Yani, etrafımızda olan olayları kontrol edemesek de, Logos sayesinde bu olaylara yaklaşımımızın nasıl olacağını belirleyebiliriz. Bu da ancak, bize verileni, doğayı ve kendi doğamızı kabul etmemizle mümkündür.

Bu düşünce yapısını kaderciliğe benzettiysen, hakkın var. Çünkü Stoacılar, Tanrı’yı doğa ve Logos’la eş değer görürler. Yani, bu evrenin düzenine, kendi doğasına uygun biçimde hareket eden insan, zaten mutlu olacaktır. Hiçbir şeyin idealini düşünmesine gerek yok, zaten dünya en ideal şekilde işlemektedir. Bu düzenin içinde aklını kullanarak var olduğu müddetçe, kişinin mutlu olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Eğer her şey belli bir düzendeyse ve bu düzene insanın müdahale etmesi söz konusu değilse, eylemlerimizden nasıl sorumlu olabiliriz? Stoacı filozof Chrysippus, bu konuyu şöyle açıklar:

“Eğer yokuşun başında duran silindiri itersen, silindir aşağı doğru yuvarlanır. Fakat bunun sebebi sadece itilmesi değildir. Bu, izleyen nedendir (antecedent cause). Yuvarlanmayı gerçekleştiren olan asıl neden, silindirin şeklidir. Aynı izleyen neden, bir küpe uygulansaydı, küp yuvarlanmazdı. Bunun sebebi, küpün köşeli yapısı, yani onun doğası. Aynı şey insanlar için de geçerli. Dışsal nedenler değişik yönlerde harekete geçirici de olsa, reaksiyon daima kişinin kendi doğasına bağlıdır.”

Hmmm, galiba yine bir başka Stoacı filozof olan Epiktetos‘un, “Başımıza gelenler yüzünden değil, onlar hakkındaki algımız yüzünden acı çekeriz” sözünü ve günümüzde duyduğumuz onlarca benzerini çok daha iyi anladık…

Konuyla ilgili biraz daha bilgi edinmek istersen, sana aşağıdaki video’ları öneriyoruz:

  • Fight Mediocrity / StoicismMeditations By Marcus Aurelius Animated Book Review

 

  • TED-Ed / The philosophy of Stoicism – Massimo Pigliucci

1 kitap önerimiz var:

Seneca da bir Stoacı. Üstelik, Antikçağ’dan günümüze ulaşan en önemli klasik edebiyat eserlerinden biri olan De Providentia‘yı yazdı. Yaz bitmeden, Seneca’nın retorik bir dille Stoik ahlak ilkelerinden bahsettiği De Providentia’yı okumaya ne dersin?